Dünya kötülüklerle dolu bir yer. Hazır Mars’ta su bulunmuşken - toparlanın Mars’a gidiyoruz!- demek isterdim ama bulduğumuz ilk suyla hidroelektrik santrali kurmamızdan korkuyorum. O yüzden şimdilik bekleyelim derim. Hem yeni bir işe başvurduğunuzda bile eski iş yerinizden referans ya da görüş alıyorlar artık. Düşünsenize Marsın Dünyaya bizi sorduğunu!!!
Ne anlatacağız? Sebepsiz yere ölen çocuklarımızı mı? Savaşlarımızı mı? Para için yaptıklarımızı mı? Paylaşamadığımız toprakları mı? Çöpleri bile ayrıştırmaya üşenirken insanları dinine, diline, rengine, milletine, ırkına, mezhebine göre ayrıştırdığımızı mı? Kırdığımız kalpleri mi? Balonlar yerine el bombalarıyla oynayan çocukları mı? İçimizdeki yangınları mı? Katledip betona maruz bıraktığımız doğayı mı? Birbirimizin yüzüne bakmazken sosyal medyadan yağdırdığımız beğenileri mi? Belki de bunlara gerek bile kalmaz. Bir sokak çocuğuna sorsalar yeter. Yani bu şartlar altına Marsta dayımız olsa yine de almazlar bizi. Kaldık yine buralarda. O zaman kendi yaralarımıza kendimiz pansuman yapacağız. Şimdilik Marslılara hesap vermesek de Dünya’yı Döndürene elbet hesap vereceğiz.
Evet Dünya kötülüklerle dolu ama kötü değil…
Hala iyi bir şeyler kalmış olmalı ceplerimizde ya da bir parça umut. Herkes için umut.. Her gün pencereme doğan güneş, her gece gökyüzüne serilen yıldızlar, dünyanın her yerinde gözlerini açan masumlar, sokakta satılan simit, çiçekçiler, komşudan istenen bir kase yoğurt, hala gönderilen mektuplar, satılan şiir kitapları, kütüphanelere giden insanlar, pazarda satılan pamuk şekeri,hala dinazora benzetebildiğimiz bulutlar, Dünya da iyi şeyler oluyor diyebileceğimiz şeyler..
Biliyorum bunlar kocaman bir yangına atılmış bir kova su gibi ama İbrahim’e su taşıyan karıncanın umuduna yürek ister. Dünya’nın yangını hiç bitmez belki ama ben çay kaşığıyla da olsa su atmayı balkondan izlemeye tercih ederim… Marsa ve varsa marslılara selam, Dünyada yaşamaya devam.... e posta: gokkusagiyolcusu@gmail.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder