14 Kas 2015

ZEMBîLFROŞ Û XATÛN; REDD-İ AŞK DESTANI    

                           
   Hazin bir aşk hikâyesidir Zembîlfroş, daha doğrusu karşılıksız bir aşk hikayesi…Evet destanlaşmış hangi aşk hikayesi mutlu sonla biter ki? İşte Zembîlfroş da dilden dile aktarılmış, bazen bir türküye konu olmuş, bazen bir şiire, bazen de uzun kış gecelerinde sobanın etrafında toplanmışken büyüklerin anlattığı bir öyküye…
       Olay Farqin ‘ de, şimdiki adıyla Silvan ‘da geçer. Zembîlfroş o zaman ki kralın yakışıklı mı yakışıklı oğludur. Zevk-ü sefa içinde, mal mülke sahip biridir. Aynı zamanda avlanmayı çok sever ve yine bir gün avlanmaya giderken bir mezarlıktan geçer. Mezarlıkta iskeletler ve kafatasları görür, çok etkilenir ve ölümü düşünür. Bütün bu zenginliğin malın, mülkün, ölüm karşısında hiçbir değeri olmadığını anlar. İki farklı hayatı karşılaştırır; mala mülke sahip, zenginlik zevk-ü sefa içindeki hayat ile yoksulluk içinde bunların hiçbirinin olmadığı bir hayat. Ve bu iki hayatın varacağı son durak; yani ÖLÜM. Düşünür ve karar verir: Varlıklı ama boş geçen bir hayat yerine onurlu, ideallerinin peşinden koşan, halktan biri olarak yaşamaya karar verir. İlahi aşkın pençesine tutulur, bir derviştir artık. Karısını ve çocuklarını alarak o ihtişamlı hayatı bırakıp bir zembîlfroş olur. Yani artık sepet satıcısıdır.
      Bir de bu hikâyenin karşı tarafına bakalım, Xatûn Hanım. Farqin beginin alımlı ve güzel karısı. Zenginlik ve ihtişam içinde bir hayatı vardır ve toplumda sayılan birinin Farqin beginin karısıdır. Ama aşk işte ne mal mülk tanır ne de imkânsızlık. Derler ya hani zıt kutupların aşkı diye bu da öyle işte hep gider olmayacak birini bulur. Bir gün Xatûn Hanım Zembilfroş’u görür ve aşık olur. Zembil (sepet) alma bahanesiyle saraya çağırır ve aşkını ilan eder. Fakat Zembîlfroş tövbe ettiğini, karısı ve çocukları olduğunu söyleyerek Redd-i Aşk yapar. Bu olay dizelere şöyle yansır:
    Xatûn Hanım :
            Zembîlfroş zembîla tine ( Zembîlfroş zembîller getirir.)
           Dıkan bi dikan digêrîne ( Dükkan dükkan gezdirir.)
           Hiş li Xatûn e namine ( Xatûnun aklı başından gidiyor.)
          Serî li zeman digêrine ( Zaman yaratmak için fırsat kolluyor.)
          Gazî dıke ku bibîne ( Sesleniyor onu görmek için.)
         Were ser doşeka mire( Gel beyin döşeğinin üstüne.)
         Çavê min ê xezalen e ( Gözlerim ceylan gözüdür.)
         Singamin wek zozana ne (Bağrım yaylalar gibidir.)
         Çıqa beji hêjan e ( Dilediğin gibi güzel ve uygundur.)
  Zembîlfroş:
         Xatûn e ez tobedarım ( Xatûn ben tövbekârım.)
         Delalê ez tobedarım ( Güzel kadın ben tövbekârım.)
        Zarok bırçine lı malın ( Çocuklar evde açtır.)
        Jı Rabbe Jori nıkarım ( Yukarıdaki Allah için yapamam.)
   Ama Xatûn öyle sevmiştir ki vazgeçemez. Zembîlfroş’un karısını bulup altınlar, gümüşler verir; bütün malım mülküm senin olsun, yeter ki onunla bir gece geçireyim, der. Karısı bu kadar ısrara dayanamayıp kabul eder ve gider. Xatûn Zembîlfroş’un karısının kıyafetlerini giyip yatağa uzanır. Akşam olup da Zembilfroş eve geldiğinde karısı sanıp yatağa girer. O anda Xatûn’un ayağındaki halhalların şakırtısını duyan Zembîlfroş Xatûn olduğunu anlar. Bir efsaneye göre Zembîlfroş Xatûn’dan kurtulamayacağını anlar ve günaha bulaşmamak için gidip sarayın burçlarından atlar. Diğer bir efsaneye göre ise canını alması için Allah‘a yakarır ve ölür. Bunu duyan Xatûn da Zembîlfroş’un acısına dayanamayıp orada can verir.
    Bu hikâye de tıpkı diğer efsaneler gibi dilden dile dolaşır.Kimi zaman umutsuz bir aşk hikâyesinde, kimi zaman bir radyoda ya da surlarda çay içerken Zembîlfroş’un hikâyesine bu ezgide rastlarız.Bu coğrafyadan sinelere akar,çoğalır...e posta : zeryakamoz@gmail.com 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder