14 Şub 2016

MARİO’ YA MUTSUZ OLDUĞUMUZU SÖYLEMEYİN OLUR MU?

Neden mutlu olamıyoruz? Kendini jiletlemek isteyen Polyannalarla dolu her yer. Biz çocukken gerçekten mutlu çocuklardık oysa. Mutlu olmamız için küçücük şeyler yetiyordu. Kar yağınca okulların tatil olması- ki o hala büyük bir sevinçtir-, sabah yedide başlayan çizgi filmler, uttuğumuz tasolar, sokakta satılan dondurma, mahalle maçında büyüklerle oynamak, bayramlıklar, sapan, çamurdan yapılan pastalar, babanın kucağında ayakların yetmese de arabayı sen sürüyormuşsun hissi.. Ne zaman ki büyüttük beklentilerimizi o zaman hepimiz birer mutsuzluk makinesi olduk çıktık. Terminatöre gerek kalmadı. Yakında onun gibi ruhsuz birer makine gibi olacağız. İyi ki Mario bu günler için fazla yaşlı. Yoksa prensesi kurtarmak yerine Müslüm baba açıp mantarlarla dertleşiyordu. Ama o kafasını taşlara vura vura, o altınları toplayarak, bonuslarla devam etti yoluna. Bir oyun kahramanının prensesi kurtarıp mutlu olması için niye bu kadar çabaladık bilmiyorum ama bizim bu küçük hayat oyunumuzun da bir amacı var ve kazanmak herkesin hakkı. Kazancımızsa bir avuç mutluluk.
      Yaşadığımız her olay, düşüncelerimiz, hissettiklerimiz, birer tuğla aslında. Kendi dünyamızı oluşturan minik tuğlalar… Kötü tuğlaları temele koyar, iyileri atarsak dünyamız kararır o zaman. Hayat boyu hiç iyi bir şey yaşamasak bile dünyamıza açtığımız pencereden bakar umutlanırız; hava yine güneşli olacağı için. Kaldı ki her gün yeniden uyanan birinin hiç iyi bir şey yaşamadım demesi en az naylon bir çiçeğin kokusu kadar yalan.
     Derdimiz acılarımızsa, mutsuz olmak ve hüzünlü olmak arasında Ferhat’ın bile delemeyeceği dağlar kadar mesafe var. Hüzün bir arının bıraktığı iğnesiyken bile, mutsuzluk o an arının varlığını görememektir. İnsan Dünya ‘ ya baktığında bir arı için hüzünlenebildiği kadar insandır. Bunun mutsuzlukla alakası yok. Mutsuzluk nasıl nimetlerin içinde yaşadığını görememektir. Hayattaki dertlerle baş etme yöntemi olarak mutsuzluk otobanından gitmeyi huy edinmişiz bir kere. Keşif için çıktığımız bu dünya turunda, hiçbir şehri, ormanı, tarihi yapıyı, insanını, göremeden son bulmuş gibi. O yolun yorgunluğuyla… O yüzden bizi mutluluğa götüren yol ayrımlarını iyi seçmemiz gerek. Heybeye sadece mutsuzluk koymak, her molayı zehir eder. Biraz buradan, biraz şuradan bir tutam papatyadan mutluluk almak gülümsetir daima.

     Herkes sokakta oyun oynarken camdan bakan çocuk olmak da, gol sevinciyle arkadaşlarına gazoz ısmarlayan çocuk olmak da bizim elimizde. 
e posta : gokkusagiyolcusu@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder