14 Şub 2016

MUŞ’TAN YEMEN’E HİÇ DİNMEYEN AĞIT

      ‘’ Çekilin önümden trene yetişmem lazım. Çekilin, bugün gelecek biliyorum; hissettim ben bugün gelecek! ‘’diyerek tren garına koşuyordu kadın. Gözlerinde umutla karışık bir tedirginlik vardı. Bugün tam üç ay sekiz gün olmuştu ve bu üç ay sekiz gündür her gün aynı şekilde tren garına koşuyordu. ‘’Gelecek elbet gelecek’’ deyip. Başındaki yazmanın düştüğünü fark etmeden koşmaya devam etti. İlk treni kaçırmamalıydı, trenden önce vardı oraya. Bekledi, bekledi, bekledi… Sonraki trenler de geldi gitti ama yoktu hiçbirinde O yoktu. Hayır gitmeyecekti son tren gelene kadar bekleyecekti. Ya o zaman gelirse… Son trenin de gitmesiyle gözlerinden süzülen bir damla yaş fistanının sarı çiçek desenine düştü. Omuzları düşmüş zorla sürüklenircesine çaresiz ağır adımlarla eve doğru yürümeye başladı. Onsuz evin ne anlamı vardı ki. Evin kapısına vardığında olanları düşündü. Bu kapıdan gelinlikle girdiği anı hayal etti. Sadece bir gün, düğünden sadece bir gün sonra götürmüşlerdi onu Yemen ellerine. Bu hiç adil değildi. Ağladı ağladı kapıya yığılıverdi. Kalbi bedenini taşıyamayacak kadar çok acıyordu. ‘’Ona yemek bile yapamadım, sofrada hep boş bir tabak durdu belki şimdi kapıdan içeri girer yanımıza oturur diye. Neden bizi bu kadar çabuk ayırdılar? Gidişini düşündü. Osmanlı birçok cephede savaş halindeydi. Bu sırada Yemen’ de de savaş başlamış, söylenenlere göre Yemen halkı İngilizlerle işbirliği yapıp Osmanlı’ya karşı savaş açmıştı. Yemene gidecek askerlerin çoğunu Muş’tan göndermeye karar verdiler. Büyük bir bölük oluşturdular. O da gidecekti, ayrılık vakti gelip  çatmıştı daha yeni  kavuşmuşken. Ona sımsıkı sarıldı, bırakmak istemiyordu. Gözyaşları omzunu ıslatmaya yetmişti. ‘Dudaklarımdan dökülen tek kelime GİTME oldu. Keşke O’nu ne kadar çok sevdiğimi haykırsaydım ona. Kollarımdan çıkıp gitti. Arkalarında bıraktıkları toz bulutuyla’… Sözcükler bir ağıt olup dökülüverdi yüreğinden…
                                      Havada bulut yok, bu ne dumandır
                                      Mahlede ölüm yok, bu ne şivandır
                                      Bu Yemen elleri ne de yamandır
 Aradan uzun zaman geçti hâlâ bir haber yoktu. Ta ki bir gün bir asker O’nun çantasını getirene dek. Söylenecek söz yoktu. Kimsenin konuşacak mecali kalmamıştı. Kadın çantayı açmaya başladı. İçinde potiniyle fesi vardı. Bunun tek bir anlamı vardı. ‘’ Hayır, hayır O ölemez. Hayır beni bırakıp nasıl gidebilir? ‘’ Kendini kaybetmişti. Elinde çantayla ağlayarak yürüyordu. Ve ağıtın devamı çıkıverdi gönlü  kırık kadının dudaklarından:
        

                                           Ano yemendir gülü çemendir
                                           Giden gelmiyor  acep nedendir
                                           Burası Muş’tur yolu yokuş
                                           Giden gelmiyor acep ne iştir
                                           Kışlanın önünde redif sesi var
                                           Açın çantasını bakın nesi var
                                           Bir  çift potiniyle bir de fesi var…
   Yemene giden askerlerin çoğu geri dönmemişti. Arkalarında birçok gözü yaşlı insan bırakmışlardı ve yığınla acı… Bizse bütün bu acılardan bihaber hoş bir türkü olarak dinliyoruz…
e posta : zeryakamoz@gmail.com


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder