BİR DOST’ A
'Vatan birkaç
dosttur' diyor ya Andre Gide. O birkaç dosttan birinin incinmesi vatan
toprağının ezilmesi gibi bir şey aslında.
Toprakta neşv ü
nema bulmuş tohum gibi gözlerinde yeniden hayat bulduğum dostun incinmesinin
verdiği ızdırabı hangi dildeki kelimeler anlatabilir ki? Aşıkların gönül
nağmelerini seslendiren aşk dili mi? Kendi vatan toprağında garip yaşamış bir
milletin ızdırap dili mi? Yoksa 600 yıllık imparatorluğu ayakta tutan sevgi
dili mi? Anlatamaz hiçbir şey..
Kelimeler sıraya
dizilse her biri ben bu ızdırabı anlatabilirim aslında diyerek kendini öne atsa
yürek yangınına yaklaşınca nemrudun İbrahim’e hazırladığı ateşle karşılaşır , vazgeçerler..
Bu yangın
anlatılmaz dost…Sevgilinin ardından söylenen ‘Gitme!’ seslenişinde yatan en
değerli hatıralar misali gözlerimden yüreğime inip o ‘Gitme!’ çaresizliğini
göremez misin?
Gözlerim ruhuma
açılan pencereydi dost. Ruhumu, konuşarak küçültemezdim. Benden söz isteme
dost. Konuşamazdım. Çünkü halen buz dağının ardından ayrılmadım, buz dağlarına
saklandım.
Mevlana’nın onca
ızdırabına rağmen geri getiremediği Şems’i onun “Hamuş” mektubu ile dönmüştü ya
hani. Ben de sadece “Hamuş” desem; sen deyip sussam gözlerinde ; yüreğimde esen
fırtınaları hissedebilecek misin? Sana susmak geri getirir mi gözlerindeki
canlılığı?
Ve mor menekşelerin
hatrına yine gülümser misin gözlerime, uykulu yeşil gözlerinle ?
e posta : sidemnola@gmail.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder