30 Mar 2016

                                                                    BİR DOST’ A
    'Vatan birkaç dosttur' diyor ya Andre Gide. O birkaç dosttan birinin incinmesi vatan toprağının ezilmesi gibi bir şey aslında.
    Toprakta neşv ü nema bulmuş tohum gibi gözlerinde yeniden hayat bulduğum dostun incinmesinin verdiği ızdırabı hangi dildeki kelimeler anlatabilir ki? Aşıkların gönül nağmelerini seslendiren aşk dili mi? Kendi vatan toprağında garip yaşamış bir milletin ızdırap dili mi? Yoksa 600 yıllık imparatorluğu ayakta tutan sevgi dili mi? Anlatamaz hiçbir şey..
   Kelimeler sıraya dizilse her biri ben bu ızdırabı anlatabilirim aslında diyerek kendini öne atsa yürek yangınına yaklaşınca nemrudun İbrahim’e hazırladığı ateşle karşılaşır , vazgeçerler..
   Bu yangın anlatılmaz dost…Sevgilinin ardından söylenen ‘Gitme!’ seslenişinde yatan en değerli hatıralar misali gözlerimden yüreğime inip o ‘Gitme!’ çaresizliğini göremez misin?
  Gözlerim ruhuma açılan pencereydi dost. Ruhumu, konuşarak küçültemezdim. Benden söz isteme dost. Konuşamazdım. Çünkü halen buz dağının ardından ayrılmadım, buz dağlarına saklandım.
  Mevlana’nın onca ızdırabına rağmen geri getiremediği Şems’i onun “Hamuş” mektubu ile dönmüştü ya hani. Ben de sadece “Hamuş” desem; sen deyip sussam gözlerinde ; yüreğimde esen fırtınaları hissedebilecek misin? Sana susmak geri getirir mi gözlerindeki canlılığı?


  Ve mor menekşelerin hatrına yine gülümser misin gözlerime, uykulu yeşil gözlerinle ?
   
  e posta : sidemnola@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder